S. Sabri KÜRKÇÜOĞLU
Em. Öğretim Görevlisi
Kültürel Miras Araştırmacısı
Dr. A. Cihat KÜRKÇÜOĞLU
Emekli Öğretim Üyesi
Sanat Tarihçi
TAŞÇILIK
Taşçılık Urfa’nın en eski klasik el sanatıdır. Başlangıcı neolitik çağa kadar gider. Göbeklitepe’de yapılan kazılarda Anadolu’nun en eski heykel atölyesine rastlanmıştır. Bu atölyede kalker taşından yapılmış insan başı, aslan başı, domuz başı, kurbağa, akbaba heykelleri ile “T” biçimli büyük steller (totemler) üzerinde aslan, yılan, öküz, koç, tilki, turna ve ördek gibi hayvan rölyefleri bulunmuştur. Bu bulgular taş işlemeciliğinin Urfa’da 12 bin yıl önceye kadar dayandığını göstermektedir.
Çevrede ağaç malzemenin bulunmaması taşın Şanlıurfa mimarisinde hâkim malzeme olarak kullanılmasına yol açmıştır. Halk arasında “Hevara Daşı” olarak adlandırılan bu taşın kentin güneybatısındaki dağlık bölgeden getirildiği bu bölgeye yayılmış çok sayıdaki antik taş ocağından anlaşılmaktadır. Dağın bir yamacının delinerek diğer yamacından çıkılan taş ocakları (Delikli Mağara) yanında, uzunluğu 50-75 metre, eni 25-30 metreyi bulan büyük taş ocaklarına; Kanlı Mağara Deresi, Kasarcı Deresi ve Ehber Deresi’nde yoğun bir şekilde rastlanılmaktadır.

48) Gümrük Hanı’nda taşçı ustaları-2000 (Foto: A. Cihat Kürkçüoğlu)
Urfa’daki hayvan figürlü taş kabartmanın İslâmi döneme ait en eski örneği, Harran içkalesinin doğuya bakan kapısının iki yanında yer alan Nûmeyriler dönemine H. 451 (M. 1059) ait çift köpek kabartmalarıdır. Ayrıca, Eyyûbiler dönemine ait H. 626 (M. 1228-29) tarihli Han el-Ba’rür Kervansarayı’ndan Urfa Müzesi’ne getirilen büyük bir taş blok üzerindeki bağdaş kurmuş vaziyette bir insanın sağında ve solundaki aslanları boyunlarından zincirle tutuşunu tasvir eden kabartma, Urfa şehir surlarının Harran Kapısı kuzey cephesinde yine Eyyûbiler dönemine ait çift başlı kartal kabartması ve bunun iki yanında aslan gezdiren kaftanlı insan figürleri, Harran’ da bulunarak Urfa müzesine getirilen kalker bir taş üzerindeki kuyruğu düğümlü ve gövdesi pullu ejder kabartması, Şanlıurfa kalesinin doğu burcundaki Memluklu dönemine ait (XV. yüzyıl başları) yüksek kabartma çift aslan hayvan figürlü plastiğinin Urfa’ daki en eski örnekleridir (Kürkçüoğlu, 1998).

49) Harran İç Kalede kapı taş kabartmalar-2022

50) Şahap Bakır Evi taş süslemeleri

51) Rızvaniye Camii kapısında çift yılan kabartması
1517 tarihinde Osmanlı hâkimiyetine giren Urfa’da, insan figürlü heykel ya da kabartmaya hiç yer verilmemiş; aslan, ejder ve yılan gibi hayvan kabartmalarına çok az sayıda yer verilmiştir. 1970’li yıllarda yıktırılan Aslanlı Han’ın kapısından sökülerek Şanlıurfa Müzesi’ne getirilmiş olan çifte aslan kabartması, eski bir Urfa evi olan ŞURKAV Kültür Merkezi büyük odasının kuzey cephesindeki ve Birecik ilçesi Salih Kalender Evi duvarındaki aslan kabartmaları, XVIII. Yüzyıl Osmanlı döneminde yeniden inşa edildiği bilinen ve günümüzde Selahattin Eyyûbi Camii olarak kullanılan Ermeni Kilisesi’nin pencere pahlarındaki gövdeleri zincir şeklinde birbirine dolanmış çift ejder kabartmaları, yine XVIII. yüzyıla ait Rızvaniye Camii harim kapısı pahlarındaki zincirleme dolanmış çift yılan kabartmaları, Çakeri Camii karşısındaki Köroğluzâde Haydar Ağa Evi eyvanı döşemesinde helezonik biçimdeki çifte yılan kabartmalı suyolu Osmanlı dönemi figürlü plastiğinin Urfa’daki örneklerinin tamamını oluşturmaktadır.

52) Harran Ulu Camii’nde süslemeler-2025
İslâmi dönem Urfa taş işleme sanatlarında nadir olarak görülen figürlü süsleme boşluğunu, bitkisel ve geometrik taş süsleme ile kitabe ve mezar taşlarındaki hat sanatı örnekleri büyük bir başarı ile doldurmuştur. Mimaride kullanılan ünlü Urfa Taşı’nın işlemeye elverişli gayet yumuşak özellikte olması, taş işleme sanatında zengin bir süsleme geleneğinin doğmasını sağlamıştır. Taşın bu özelliği ile tarihsel kültür zenginliğinin birleşmesi mimari süslemede zengin bir motif repertuvarının doğmasını sağlamış, bu zenginlik tarih içersinde gelişerek günümüze kadar ulaşmıştır. Öyle ki Türk-İslâm taş süsleme sanatı repertuvarında yer alıp da Şanlıurfa mimari eserlerinde bulunmayan motif hemen hemen yok gibidir.
Urfa taşının bu özelliği ile tarihten gelen taş işleme sanatı geleneğinin birleşmesi, Emeviler dönemine ait 744-750 tarihli Harran Ulu Camii’nde İslâm taş süsleme sanatının en ünik eserlerinin doğmasını sağlamıştır. Bu camide Emeviler döneminden kalma asma dalı ve üzüm salkımlı sütunlar, akantus yapraklı sütun başlıkları, Zengiler ve Eyyûbiler dönemi onarımlarından kalma girift rumi kompozisyonlu sütun başlıkları ve rumi-palmet bordürlü kemer süslemeleri adeta taştan dışarıya taşan plastik özellikleri ile sadece İslâm coğrafyasında değil, dünya taş süsleme sanatları içerisinde de önemli bir değere sahiptir.
Şanlıurfa taş süsleme geleneği Osmanlı döneminde de devam ederek cami, han, hamam gibi anıtsal eserlerden ziyade bilhassa ev mimarisinde kendini göstermiştir. Evlerin avluya bakan cephelerindeki zengin geometrik ve bitkisel rozetler, bordürler ve konsollardaki süslemeler, gününü evinde geçiren kadına zevkli bir ortam yaratma düşüncesinin ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Şanlıurfa Mimarisi İslami dönem taş süslemeciliğinde, İslam süsleme sanatlarının bitkisel süsleme, geometrik süsleme, figürlü konular, sembolik formlar, yazı ve kompozisyonlar (karma/bileşik kullanım) gibi ana gruplarına yer verilmiştir. Motif zenginliğinin yanında teknik zenginlik de dikkati çekmektedir. Taş süsleme sanatı tekniklerinden olan kabartma, oyma, şebekeli oyma, kakma ve çizikleme tekniklerine Şanlıurfa taş süslemeciliğinde görülmektedir.

53) Taş süsleme ustası Abdullah Balıkçı-2011