S. Sabri KÜRKÇÜOĞLU
Em. Öğretim Görevlisi
Kültürel Miras Araştırmacısı
Dr. A. Cihat KÜRKÇÜOĞLU
Emekli Öğretim Üyesi
Sanat Tarihçi
KÜRKÇÜLÜK
Hayvan kürklerinin işlenerek giysi haline getirilmesi insanlık tarihinin en eski sanatlarından biridir. Göbeklitepe’de 1995 yılından bu yana sürdürülen arkeolojik kazılardan elde edilen buluntular “Kürkçülük” sanatının 12.000 yıl önce Urfa’da başladığını göstermektedir. Göbeklitepe’de -D- yapısı olarak bilinen dairesel planlı yapının ortasında 5,5 metre boyundaki -T- biçimindeki iki dikili taş birer insanı sembolize etmektedir. Bu insanların vücutlarının bir bölümü kemerle bele tutturulmuş tilki postu ile örtülmüştür. Bu postlar, dünya’da taşa işlenmiş en eski örneklerdir. Bu örnekler bize hayvan postunun 12.000 yıl önce ilk kez Urfa’da işlendiğini kanıtlamaktadır.
Kürkçülük, günümüzde Urfa’da yaşatılmaktadır. Ana rahminde ölen ya da en fazla 5 aylık iken ölen kuzuların tüylü derilerinden yapılan düz yakalı (yakasız), dış kısmı “şakaf” denilen siyah kumaşla kaplı aba gibi bolca giysiye Urfa’da “Kürk” denilmektedir. Urfa’ya has olan bu giysi, Anadolu’da Urfa dışında başka bir yerde yapılmamaktadır. Bilhassa kış aylarında yaşlı ve orta yaşlı kimseler tarafından giyilmekte ve esnafın büyük bir kısmı dükkânlarında kürk kullanarak soğuktan korunmaktadırlar. Kürk yapımında kullanılan kuzu derileri Urfa, Tokat, Afyon ve Isparta illerinden sağlanmaktadır.
Kürkler kalite bakımından; İnce Kürk, Orta Kürk ve Kaba Kürk olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır. İnce Kürk ana rahminde ölen kuzunun yününden, orta kürk 1-2 aylık iken ölen kuzunun yününden, kaba kürk ise 4-5 aylık kuzunun yününden yapılmaktadır. Kuzunun yaşı büyüdükçe kürkün kalitesi ve değeri düşmektedir. Kürk yapımında siyah, beyaz ve alaca renkte tüyleri olan üç çeşit deri kullanılmaktadır. Her rengin kıvırcık türü daha makbuldur. Ancak bunların en değerlisi siyah tüylü deridir. Nadir bulunan siyah deri cinsi ancak beyaz ve alaca kürklerin yakaları, kol ağızları ve eteklerinin ihtiyacını karşılayabilmektedir. Siyah tüylü deriler Anadolu’da Tokat’tan; yurtdışından ise Afganistan’dan temin edilmektedir. Kürk derileri tüy cinsleri bakımından kıvırcık, çakmaklı ve düz olmak üzere üç çeşittir (K.K.7).

26) Kürkçü Mustafa Yeşilkaya’nın yaptığı kürk-2011
1970’li yıllardan bu yana Şanlıurfa’da kürk yelek yapımına başlanmıştır. İnce deriden kıvırcık tüylü olan bu yelekler kaba olmadıklarından ceket altına giyilebilmekte; mide, böbrek ve bel ağrıları olanlar tarafından tercih edilmektedir.
Kürk yapımı; tımar işlemi, biçme-dikme işlemi ve üzleme (yüzleme) işlemi olmak üzere 3 işlemden geçer.
Tımar İşlemi: Tuzlanmış ve kurutulmuş olarak alınan kuzu derileri suya basılarak 24 saat süreyle yumuşatılması sağlanır. Sabunla ve bol su ile iyice yıkanır, sonra asılarak süzülür ve üzerlerindeki artık etler “Kazak” denilen bir aletle alınır. Deri kısmına tuz ve “Şeb” (şap) karışımı sürülerek “Şebleme-Tımar”yapılır. Sonra “Pişme payı” denilen 24 saat süreyle dinlendirilmeye alınan deri 24 saat sonra el ile çekilerek gerginleştirilir. Daha sonra güneşe serilerek kurutulur. Kuruyan derinin tüy tarafında bulunan şeb ve tuz tozları bıçakla alınır. Etli yüzüne tekrar su serpilerek 24 saat süreyle yumuşamaya bırakılır. Yumuşayan deri, duvara dayalı tahta tezgâha takılarak “Kazak”la et kısmı ağartılır ve sonra güneşte kurutularak “tavlama” yapılır. Deri uç kısmından boğumlanıp kendirle bağlanarak duvar halkasına tutturulur. “Doğunluk” denilen el ve ayakla çalışan bir aletle “yumuşatma-cilalama” işlemi yapılır. Yumuşatılan ve parlatılan deri, “havaralama” işlemi için dağlardaki taş ocaklarına gönderilir. Burada “havara” denilen beyaz taş tozu, derinin tüylü tarafına el ile iyice sürülerek tüyler parlatılır ve temizlenir. Havaralanan deri doğunluk ile ikinci kez yumuşatmaya alınır. Yumuşatıldıktan sonra kazakla et tarafı son kez silinerek tımar işlemi tamamlanmış olur (K.K.7).

27) Derinin tımar eden Usta Mehmet Küçük/2008
Biçme-Dikme İşlemi: Tımar yapılan deriler, türlerine ve renklerine göre sınıflandırılarak 60-65 cm. arasında boy kesilirler. Bir boy derinin eni 20-25 cm arasında değişebilir. Ölçme işi 70 cm uzunluğundaki “Arşın” denilen tahta bir ölçü aletiyle yapılır. Biçki işlemi (boy kesme) deriyi keserken tüyleri kesmeyen özel deri makası ile yapılır. Böylece yan yana dikilen derilerin tüylü kısımlarından bakıldığında dikiş izi görünmez. Biçilen parçalar, iğne ve “üsküf” (yüksük) ile el dikişi yapılarak birbirine dikilir. Birer karış enindeki (20-25 cm) 12 parça derinin yan yana dikilmiş şekline “Bir Şakka” denmektedir. Bir kürk; biri üst şakka, diğeri alt şakka olmak üzere iki şakkadan ibarettir. Bu iki şakka, birbirine teğellenerek 120-130 cm boyunda, 12 karış eninde kürk boyu elde edilir. İki şakka halindeki kürk, kadınlar tarafından evlerde dikilir. El dikişi ile her parça, aralarına bez “sızı” koyularak dikildikten sonra özel kürk makasıyla tüylerin boyları kırpılarak bir hizaya getirilir. Bu işlemden sonra, kürk taş tozuyla havaralanmak üzere tekrar dağa taşocağına gönderilen kürk son kez havaralanarak temizlenip parlatılır. Son olarak kürkün yaka kısmına, kol ağızlarına ve eteğine siyah tüylü deri dikilerek işlemler bitmiş olur (K.K.7).

28) Kürk ustası M. Ali Mızrakçı/2011
Üzleme (Yüzleme) İşlemi: Kürkü, satın alan kişiler terziye götürerek “şakaf” denilen siyah renkli özel kürk kumaşıyla dıştan kaplattırırlar. Buna “üzleme” denilmektedir. Böylece “kürk” denilen geleneksel kışlık giysi tamamlanmış ve kullanıma hazır olmuştur.
Kürkçülük sanatı, Şanlıurfa’da “Kürkçü Pazarı” denilen tarihi çarşıda çok eskiden beri sürdürülegelmektedir. Komşu ülkelere de eskiden ihraç edilen kürkler, il merkezinde ve çevre illere de satılmaktadır. Günümüzde kürkçülük 5-6 atölyede devam etmektedir.