S. Sabri KÜRKÇÜOĞLU
Em. Öğretim Görevlisi
Kültürel Miras Araştırmacısı
Dr. A. Cihat KÜRKÇÜOĞLU
Emekli Öğretim Üyesi
Sanat Tarihçi
HATTATLIK
Urfa’daki İslâmi dönem sanatları arasında önemli bir yeri olan Hat Sanatı’nın en eski örnekleri Harran Ulu Camii kalıntıları arasındaki bazı mimari elemanlar ve Harran eski mezarlığında kazılar sonucu ortaya çıkartılan mezar taşlarında görülmektedir. Ayrıca Harran Kapısı kuzey cephesinde yer alan Eyyûbi nesihi ile yazılmış şerit kitabe, Eyyûbi medresesinin kuzey duvarındaki çiçekli neshi kitabe ve Şeyh Mes’ûd Zaviyesi’nin sarnıç kitabesi, Urfa’daki hat sanatının XI.-XII. yüzyıl örnekleri arasında yer almaktadır. Eyyûbiler’den Osmanlı dönemine kadar geçen süreç içerisinde çeşitli İslâm devletleri tarafından ortaya konan hat eserlerinden kayda değer örnekler günümüze ulaşmamıştır. Ancak Osmanlı döneminden kalma çok sayıda kitabe, mezar taşları, anıtsal yapılar ve evler üzerindeki dekorasyon amaçlı celi nesih, celi sülüs, celi ta’lik ve makıli tarzlarındaki kompozisyonlar zengin bir çeşitlilik göstermektedir. Halilü’r Rahman Medresesi’nin 1775 tarihli hücre kitabesinde imzası bulunan hattat “Hakkı en-Naibu bimedineti’ l Ruha” (Urfa şehri naibi Hakkı) ve 1781 tarihli Nakibzâde Hacı İbrahim Efendi Medresesi’ nin Ulu Cami avlusuna bakan kapısındaki kitabede imzası bulunan hattat “el-fakir es-Seyyid el-hac Abdürrahim el-musavveri en-naib er-Ruha” (Urfa Naibi Hacı Abdürrahim) adlarını bildiğimiz en eski Urfalı hattatlardır. Çok güzel yazı istiflerinin yer aldığı mezar taşlarındaki şiirlerde şair adlarına yer verilmiş olmasına rağmen, hattat adlarına hiç yer verilmemiştir. Hattat adlarına taş sanatı örnekleri dışında el yazması kitaplarda ve levhalarda rastlanılmaktadır. Şair Hikmet’in (1832-1878), Şair Sakıb Efendi’nin (ölümü 1873), şair ve mutasavvuf Safvet Efendi’nin (1866-1950) aynı zamanda hattat oldukları bilinmektedir. Bunlardan Şair Sakıb’ın Halepli Bahçe’de kendi adına yaptırdığı köşkün ikinci kattaki büyük odasının iç duvarlarını dolaşan, mavi zeminli tahtalar üzerine beyaz boya ve ta’lik hattı ile yazdığı şiir, şairin hattatlık yönünü göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Ayrıca Bedri Alpay’ın “Şanlıurfa Şairleri” adlı kitabında şairlikleri yanında hattat olduklarını belirttiği Nuri, Lütfü ve Vefik Beylerin eserlerinden günümüze ulaşan olmamıştır. Rızvaniye Camii’nde asılı bir levhada imzası görülen “Naciye” adlı bayan hattatın Urfalı olup olmadığı hakkında elimizde bilgi bulunmamaktadır (Kürkçüoğlu, 1997).

69) Nakibzâde Medresesi Kapısındaki Kitabede, Hattat “El-Fakir
Es-Seyyid El-Hac Abdürrahim El-Musavveri En-Naib Er-Ruha”
İmzalı
Urfalı hattatlardan 1860 doğumlu Ahmet Vefik Efendi ve öğrencisi Arabizâde Behçet Efendi (1893-1965), eserlerinin bir kısmını Osmanlı dönemi sonlarında, bir kısmını da Cumhuriyet döneminde vermiştir. Behçet Efendi, kûfi hariç, nesih, sülüs, divâni ve rik’â gibi yazı çeşitlerini büyük bir ustalıkla kullanmış, ancak en çok celi sülüs ve celi tâ’lik türlerinde eser vermiştir. 1965 yılında Urfa’da vefat etmiştir. Yazıları Şanlıurfa Müzesinde ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünde adına ayrılmış bir salonda sergilenmektedir. Behçet Efendi’den hat dersleri alan Hattat Mahmut Dörtbudak ve Münib Görgün ile ayrıca Mustafa Kaçar, İsmail Kanbaz, Abdülkadir Kuşkıran, İ. Halil Umuç, M. Ali Caduk, Mustafa Parıldar günümüzde bu sanatı Urfa’da sürdürmektedirler.

70) Hattat Ahmet Vefik Efendi’nin bir levhası

71) Hattat Arabizade Behçet “Efendi’nin “Mâ şâa’llahu kâne” Celî Sülüs levhası