S. Sabri KÜRKÇÜOĞLU
Em. Öğretim Görevlisi
Kültürel Miras Araştırmacısı
Dr. A. Cihat KÜRKÇÜOĞLU
Emekli Öğretim Üyesi
Sanat Tarihçi
DEBBAĞLIK
Büyükbaş hayvancılığın yaygın olduğu Şanlıurfa’da, debbağlık sanatının geçmişi çok eskilere dayanmaktadır. Gön debbağlığı ve deri debbağlığı olmak üzere iki bölüme ayrılan bu sanatın her bölümü ayrı debbağhânelerde ve ayrı ustalar tarafından icra edilirdi. Gön debbağları aşağı debbağhânede, deri debbağları da yukarı debbağhânede çalışırlardı. 1883 tarihli Halep Vilâyet Salnâmesi’nde her iki debbağhâneden söz edilmektedir. Bu sanat günümüzde fabrika türü derilere yenik düşerek tamamen terk edilmiş bir vaziyettedir.
A) Gön Debbağlığı
Öküz, inek ve deve gibi büyükbaş hayvanların derilerinin işlenmesine “gön debbağlığı”, bu sanatı yapanlara da “göncü” denilmektedir. Buradaki gön kelimesi kösele anlamında olmayıp, kalın deri anlamındadır. Bu deri, postallarda yüz ve astar olarak kullanıldığı gibi saraçlıkta da kullanılmaktadır. Eski Et ve Balık Kurumu’nun batısında yer alan Aşağı Debbağhâne (Ahırvan) kalıntıları halen muhafaza edilmektedir.
B) Deri Debbağlığı
Koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanların derilerinin işlenmesine “Deri Debbağlığı”, bunları işleyenlere de “gebbağ” denilmektedir. Gön denilen kalın derilere nazaran daha ince olan bu deriler postal ve ayakkabılarda astarlık deri olarak kullanılmaktaydı. Meşin, sahtiyan ve ince astar başlıca deri çeşitleridir. 1313 tarihli Halep Vilayet Salnamesi’nde Birecik’te kırmızı sahtiyan (keçi derisi) imal edildiği de belirtilmektedir. Geçmişte Çakeri Camisi’nin doğusunda yer alan “Yukarı Debbağhâne” günümüzde gecekondu alanı olmuştur.