S. Sabri KÜRKÇÜOĞLU
Em. Öğretim Görevlisi
Kültürel Miras Araştırmacısı
Dr. A. Cihat KÜRKÇÜOĞLU
Emekli Öğretim Üyesi
Sanat Tarihçi
ÇÖMLEKÇİLİK
Çömlekçilik sanatının Urfa’da neolitik çağın akeramik evresinden bu yana (MÖ 7000-5000) var olduğu yapılan arkeolojik kazılardan anlaşılmaktadır. Yine yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen Kalkolitik (Bakır) Çağ (MÖ 5000-3000), Tunç Çağı (MÖ 3000-1200) ve Demir Çağı (MÖ 1200-400) ve Orta Çağ’a (MS 5. yy.-15. yy.) ait çeşitli amaçlarla kullanılan pişmiş toprak kaplar, pithoslar (küp mezar), kandiller, zahire küpleri, lahit mezarlar, insan ve hayvan figürinleri Urfa müzesinde sergilenmektedir.

54) Küp Çamurunun hazırlanması-Sırrın-1999
Çömlekçilik sanatı, 30-40 yıl öncesine kadar Urfa’nın Kısas ve Sırrın köylerinde sürdürülmekte idi. Özellikle en güzel su küpleri Sırrın Köyü’nde yapılmaktaydı. Küp yapımı birçok ailenin geçim kaynağıydı. Ayrıca Birecik ilçesinin Hobab (Altınova) köyünde yapılıp Birecik-Halfeti ve Gaziantep’e gönderilen su küpleri üzerinde kabartma kilim motifleri bulunuyordu. Topraktan yapılan seramik küp, kupa, tencere ve su testileri özellikle yaz aylarında imal edilmiştir.
Dr. F. Evren Daşdağ, “Şanlıurfa’dan Harran’a İlkel Çömlekçilik” konulu çalışmasında Şanlıurfa’da küp yapımında şu tespitlerde bulunmuştur: “Su küpünün çamuru kıraç veya toprağı kötü olmayan arazilerden, taşsız toprak seçilir. İnce un eleğinden geçirilen toprağa ince saman ve kırmıt katılır. Oran, 2 ölçü toprak, 1 ölçü saman ve 1 ölçü kırmıttır. Türkçe’de kullanılan kiremit sözcüğünün yöredeki karşılığı kırmıttır. Kırmıt Arapça’da cırmıt olarak kullanılıp Türkçeye geçen bir sözcüktür ve kiremitin öğütülmüş biçimine denir. Kırmıt, 100’ün üzerinde höyüğün bulunduğu, Şanlıurfa’nın bir ilçesi olan, Harran’dan temin edilir. Harran’ın kalıntılarında kullanılan çeşitli yapı malzemelerinden biri, duvar örgüsünde kullanılan tuğladır. Bir diğeri de çatı örmede yararlanılan kiremit yani “kırmıt”tır. Küp yapımı için kırmıtın tercih edilmesinin nedeni, mayasının tuğlaya göre daha kaliteli olmasıdır. Kırmıt 5 cm kalınlığında 25×25 cm. ebadında kare biçimli kilitli bir kiremit çeşididir. Sırrın halkı Harran’da özellikle İmam Bakır Köyü’nden kırmıtını temin eder. Harran’da kazılıp toprağın altından sökülerek çıkarılan kırmıt, taş yardımıyla kırılır. Curun denilen hacimli taşların üzerine konan kırmıt, büyük ağır demirden kürelerle (loğlarla) saatlerce, toz haline gelinceye kadar ezilir. İçine kırmızı felhan da katılan kırmıt sulandırılarak özleşsin diye bir gün bekletilir. Daha sonra bu çamura saman eklenerek ayakla veya elle yoğrulur. “Ayaklama” denilen bu işlemin ardından çamur iki veya üç saat bekletilir. Çamur yapışmasın diye, yere saman serpilerek küpün “dibek” adı verilen dip kısmının yapılmasına başlanır. Bu işleme “sıvama” denir. Sıvama işlemi tuzlu su konmuş bir tasa el batırılarak gerçekleştirilir. Bir karış yüksekliğindeki dibeğin üzeri, bant usulüyle kurudukça yükseltilir. Sıvama işlemi bitmiş küp, kuruması için yaklaşık bir hafta güneşte bekletilir. Küpler yılda bir kez, bahar aylarında yapılır. Bir kişi, eğer yardım edenleri de varsa bir dönemde yaklaşık 500 adet küp yapabilir. Küpler sipariş üzerine 4 kovalık 5 kovalık gibi boy boy yapılmaktadır. 1999 yılı itibariyle bir küp 6 milyon Türk lirasına satılmıştır. 20-25 yıl öncesine kadar her ev küp siparişi verirken günümüzde ise siparişi ancak tarlada çalışanlar ve suyunun şifalı olduğuna inanan hastalar vermektedir. Küplerin pişirimi için boş bir alanda yere önce tezekler dizilir, yan taraflara da tezekler koyularak içlerine küpler, ağızları yukarıya bakacak şekilde oturtulur. Küplerin hem arasına hem de içlerine tezek ve yakacaklar konarak üstleri tezeklerle örtülür. Tezeklerin üstü sıvanır. Tezekler ve içindeki küpler beyazlaşıncaya kadar yaklaşık 3 saat kadar pişirime tabi tutulur. Pişirim sonrası bir gün tezekler içinde bekletilip soğutulan küpler, daha sonra 3-4 gün sabah ve akşam olmak üzere iyice sulanarak sertleştirilir, kurutulur. Pişen küplerde çatlak oluşmuş ise biraz çimento sürülerek kapatılır. Genç kızlar ve yaşlı kadınlar tarafından yapılan Sırrın küpleri, erkekler tarafından eşek sırtlarına yüklenip pazarda satılır ve yine erkekler tarafından felhanlanır (içi çamurla sıvanır). Küp, dibek adı verilen konik bir ayak üzerine oturur. Dibekten itibaren gövdenin en şişkin noktası olan kurşak’a kadar genişleyerek çıkar. Kurşaktan itibaren daralarak ağız kısmına ulaşır. Bazı küplerin ağız kısmında yer alan bandın üzerinde ise topuz adı verilen bardak veya çanak koymaya yarayan, 2 veya 4 adet yuvarlak bulunur. Topuz, bir top çamurun düzleştirilerek yuvarlak biçim verilmesi ile elde edilir. Bazı küplerin üstüne kilden, kulplu kapak da yapıldığı görülür. Bazı su küplerinde çift kulp görülürken bazıları kulpsuz da olabilir. Küpün et kalınlığı ise genellikle 4 cm kadardır. Bu tip ilkel çömlekçilikte kullanılan yegâne dekor aleti parmaktır. Küp ağzının altındaki banda ve kurşak denilen hata, düzenli aralıklarla işaret parmağı kullanılarak dikey çizgiler çekilir. Ağız ile kurşak arasında kalan göğüs bölümüne ise fitil yöntemi ile yapılan ucu yukarıya bakan bir ok yerleştirilir. Okun üzerine yine parmakla, küçük yatay çizgiler çekilir. Bu ok genellikle bir yüze yapılır. Bazen de göğüs kısmına bir adet kır çiçeği veya yöresel, primitif, bir adet yılan motifi yapılır.” (Daşdağ, 1999).

55) Kısas Köyünde küp ustası Cuma Aran-2022
Su Küplerinin içinin “küp felhanı” ile sıvanması
Buzdolabının bulunmadığı dönemlerde yapılan su küpleri suyu soğutma amacıyla yaz aylarında kullanılırdı. Yazın başında, su küplerinin iç yüzeyi “küp felhanı” denilen bir çeşit felhan (toprak) ile sıvanır ve suyun küp dışına sızması önlenmiş olurdu. Küp felhanı denilen toprak, dağların kaya tabakaları arasında hava ve güneş görmemiş koyu kırmızı renkli topraktır. Yazın gelişiyle birlikte, seyyar satıcılar sokaklarda dolaşır, “küp felhanı geldi” diye bağırarak, torba içinde satarlardı. Yazın evlerde kullanılan su küpleri avluda gölge bir yere, bağ ve bahçelerde ise ağaç gölgesine konulurdu. Küpler yere konulabileceği gibi, genellikle yarısına kadar içine oturacağı ortası boş, dört ayaklı ağaç kaide üzerine konulur. Bazı evlerin avlusunda su küpleri için özel olarak yapılmış nişler yer alırdı. Su küpleri kışın ise avlunun yağmur değmeyen bir yerine veya zerzembeye konulurdu.

56) Küp için kırmıt ezilmesi-Sırrın-1999
Su küplerinin ve çömleklerin bir kısmı Urfa’da, içi dışı yeşil sırlı olanlar ise Diyarbakır’da imal edilirdi. Şanlıurfa’da halen eskiden yapılmış çeşitli küplerin kullanıldığı görülmektedir. Ayrıca müzelerde ve antika eşya satıcılarında bu küplere rastlanmaktadır. Küp ve çömlekçilik sanatı ve imalatı günümüzde azalmış bulunmaktadır.

57) Su Küpü-2010
Küplerin Şanlıurfa’da Kullanım Alanları
Eski Urfa evlerinde yemek kapları ile malzemeler ve zahireler “zerzembe” veya “zehredamı” denilen evin bodrum katındaki kilerde muhafaza edilir. Yazın serin, kışın ılık olan bu mekânda yiyecekler bozulmadan uzunca bir süre kalabilmektedir. İşte bu zerzembelerde çeşitli zahire ve yiyecekler küplerde muhafaza edilirdi. Yaz ayları gelince Urfa evlerinde zahire biriktirme işi başlar. Unluk buğday, bulgur, peynir, pekmez, sadeyağ, frenksuyu (salça), zeytin, kuru isot (pul biber), mercimek, nohut, Karacadağ pirinci her eve giren zahirelerdendir. Urfa’da su küpü formu dışında, çeşitli erzaklar için özel üretilmiş küpler kullanılırdı. Urfa evlerinde “zerzembe”nin bir duvarının önüne 40 cm yüksekliğinde 3-4 metre uzunluğunda bir seki üzerinde küplerin yan yana oturtulacağı çukurlar yer alır.
Kışlık ve Yazlık Yiyeceklerin Konulduğu Küpler ve Çömlekler:
Peynir küpü: İçi ve dışı sırlı, 25-30 kğ tuzlanmış peynir alabilen 60 cm yüksekliğinde küpler.
Yağ küpü: İçi ve dışı sırlı, 20-30 kğ sadeyağ alabilen 50 cm yüksekliğinde küpler.
Frenksuyu (domates salçası) küpü: İçi ve dışı sırlı, 20-30 kğ frenksuyu alabilen 50 cm yüksekliğinde küpler.
Zeytin küpü: İçi ve dışı sırlı, 30-35 kğ tuzlanmış zeytin alabilen 50 cm yüksekliğinde küpler.
Pekmez küpü: İçi ve dışı sırlı, 30-40 kğ pekmez alabilen 50 cm yüksekliğinde küpler.
Çömlek (fırın için): Urfa mutfağının çok sevilen yemeği “çömlek” (güveç) yemeğinin fırında pişirildiği çeşitli büyüklüklerdeki çömlek (geniş tencere).
Kuru isot çömleği: İçi ve dışı sırlanmamış, 20 kğ kuru isot alabilen 40 cm yüksekliğinde geniş yapılı çömlek.

58) Kuru isot küpü-2010
Taze İsot Saklama Küpü: Sırsız küplerin içine Ekim ayı sonunda taze yeşil veya kırmızı Urfa biberi doldurulur ve bütün kış boyunca bozulmadan zerzembede muhafaza edilerek tüketilir.
Et kavurma Küpü: İçi ve dışı sırlı, 5-10 kğ kavrulmuş et alabilen 50-60 cm yüksekliğinde küpler.
Ekşili küpü: İçi ve dışı sırlı, 40-50 kğ ekşili suyu (Urfa’ya has turşu suyu) ve ekşili isotu alabilen 60-70 cm yüksekliğinde küpler. “İçine turşu konulacak sırsız küplere ise başka bir işlem uygulanır. Eritilen balın mumu, küpün içinde çalkalanır, bazen de mumun sıcak oluşuna dikkat edilerek el yardımı ile sıvanır ve balmumunun donması beklenir. Bu şekilde balmumu ile içi sıvanmış küplere, 40 gün bekletilip sıkılarak süzülmüş kara üzüm suyu doldurulur. Geçkince bir kavun, küpün içine iyice sürülerek dibe bırakılır. Üzerine biberler konularak bir hafta on gün bekletilir. Ardından turşunun diğer malzemeleri konularak sirkede bekletilir. Tahta kapaklarla küplerin ağzı kapatılır, üzerlerine kalın örtüler örtülür.” (Daşdağ, 1999).
Küp saksılar: Çiçek için imal edilmiş çeşitli büyüklükse çömlek saksılar.
Su testileri: Çömlek türü kulplu 3-5 litre su alabilen kaplar. (Diyarbakır’da imal edilir)
Petek: Geçmişte Harran ve çevresindeki köylerde buğday ve erzak saklamak amacıyla, pişmiş topraktan silindir şeklinde veya köşeli büyük kaplar (petek) yapılmaktaydı. Petekler çamur ve saman karışımından yapılıp güneşte kurutularak kullanılırdı. Yüksekliği 1,5-2 m arasında olan peteklerin uzunluğu ve genişliği 70-80 cm arasında değişen dikdörtgenler pirizması biçimindeydi. İçi erzakla doldurulan kabın üstü takta çubuklar yerleştirilip çamurla sıvanır. Erzak boşaltmak için ön yüzeyin alt kısmında 10-15 cm çapında bir delik bulunur. Peteğin altındaki deliğe bez sıkıştırılarak üstten erzak doldurulur. Alttaki bez çekilerek istenilen miktarda erzak alınıp tekrar kapatılır.
Tarıp: Şanlıurfa’da 60 yıl öncesine kadar genellikle köylerde kullanılan ilkel çömlek biçimidir. Topraktan yapılan tarıp, tandır kürsüsü altına yerleştirilip içine kömür ateşi konularak mangal amacıyla kullanılırdı. Tarıpın üzerine tandır kürsüsü denilen ahşap masa yerleştirildikten sonra, masanın üzeri 6-7 m2 büyüklüğünde yorganla kapatılır. Kış aylarının soğuk günlerinde ev halkı ve misafirler tandırın etrafında oturup ayak ve bacaklarını yorganın altına uzatarak ısınırlardı.